Farklı Şehir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Farklı Şehir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Eylül 2008 Cumartesi

Pazar Yerindeki Sinekler Üzerine...

Bu aralar biraz Nietzsche okudum ve okumaya da devam ediyorum. Önce onun hakkında yazılmış birkaç kitap okudum ve şimdi de "Böyle Buyurdu Zerdüşt"'ü okumaya başladım. Dili ve anlatımı zaten herkesin takdirini kazanmış bir filozof Nietzsche, ama bunun yanı sıra, değindiği konuları da çok beğendiğimi söylemeliyim. Bugün kitabın içindeki "Pazar Yerindeki Sinekler Üzerine" başlıklı yazıyı okudum ve çok beğendim. Belki ben de kendimden ve içinde yaşadığım ortamdan bazı parçalar bulmuş olabilirim bu yazıda; bilemiyorum. Ama yine de güzel bir yazı olduğunu düşünüyorum ve buraya da bazı alıntılar yapmak istedim.

"Kaç dostum, kendi yalnızlığına! Büyük adamların gürültüsünden başının döndüğünü ve küçük insanların dikenleriyle yaralandığını görüyorum."

"Ormanlar ve kayalar, bilirler seninle birlikte susmanın saygınlığını."

"Yalnızlığın bittiği yerde pazar yeri başlar; ve pazar yerinin başladığı yerde büyük oyuncuların gürültüsü ile zehirli sineklerin vızıltısı da başlar."

"Gürültü ve soytarılarla doludur pazar yeri."

"Bu koşturanlara bak da kendi güvenliğine geri dön: insan yalnızca pazar yerinde bir Evet mi? ya da Hayır mı? saldırısına uğrar."

"Kaç dostum, kendi yalnızlığına: seni zehirli sineklerin soktuğunu görüyorum. Sert ve sağlıklı bir havanın estiği yerlere kaç!"

"Kendi yalnızlığına kaç! Küçük ve acınası olanlarla çok yakın yaşadın. Kaç onların görünmez öçlerinden!"

"Artık el kaldırma onlara! Sayısızdır onlar ve senin yazgın sineklik olmak değildir."

"Yorgun düştüğünü görüyorum zehirli sineklerden, belki yüz yerinde kanlı çizikler görüyorum; ve gurunun öfke bile getirmiyor."

"Bir tanrı ya da bir şeytanmışsın gibi yaltaklanırlar sana..."

"Seni cezalandırırlar bütün erdemlerinden ötürü, içtenlikle hoşgördükleri ise yanlışlarındır."

"Görmedin mi kaç kez sustuklarını sen yanlarına yaklaştığında ve güçlerinin sönmekte olan bir ateşin dumanı gibi karıştığını havaya?"

"Evet dostum, sen bir vicdan azabısın hemcinslerin için, çünkü onlar sana layık değiller. Bu nedenle senden nefret ederler ve kanını emmek isterler."

"Hemcinslerin her zaman zehirli sinekler olacaklardır senin için."

"Kaç dostum kendi yalnızlığına - ve sert, sağlıklı bir havanın estiği yere. Senin yazgın sineklik olmak değildir. -"

İşte böyle buyurdu Zerdüşt.

16 Ocak 2008 Çarşamba

Stockholm'den...

Burada ulaşımı, Linköping'in aksine, metroyla yapıyoruz. Eee böyük şeher tabii ki! Yaşadığım yer Stockholm'ün suç oranları açısından, göreli olarak, pek tekin sayılmayan bir bölgesi. Yani tabii ki, hergün adam kaçırma, cinayet, tecavüz, hırsızlık vs. gibi olaylar yaşanıyor değil, ama dediğim gibi Stockholm'ün diğer bölgelerine kıyasla, göreli olarak, suç oranları açısından biraz daha heyecanlı, hareketli bir bölge. Bu tür özelliklerinden dolayı yaşadığım yere Stockholm'ün Harlem'i diyorum.

Ana hatlardaki metrolarda genelde güvenlik olmuyor, ya da biletleri kontrol eden birisi, çünkü zaten baştan biletinizi göstererek veya kartınızı makinaya okutarak geçiyorsunuz, ama daha küçük ve ara hatlarda, kendilerine "kaplan" dediğim bilet kontrolcüleri var. Bunlar, sabahtan akşama kadar kafalarına estiği gibi bir trenden inip diğerine geçen ve trene kaçak binenleri yakalamaya çalışan görevliler. Kendilerine neden "kaplan" dediğim meselesine gelecek olursak, bu görevlilerden bazıları, tren durağa yaklaşınca sinsice kendilerini gizliyorlar ve kapılar kapanıp, tren duraktan ayrılmaya başladığında da gizlendikleri yerden çıkıp, avlarının üzerine aniden atlıyorlar. Ayni kaplan gibi yani! :)

Yani dışarıdan bakıldığında trenin içi göründüğünden, bileti olmayan birinin, görevliyi farkettiği takdirde trene binmemeyi tercih etmesi şansı olabiliyor. Fakat artık bunların farkında olan görevliler de tren durağa yaklaşınca, bazen bir yolcu gibi bir koltuğa oturup kendilerini gizleyebiliyorlar, ya da bir kapı kenarında bekleyip, inecek bir yolcuymuş gibi görünebiliyorlar. Bu durumda, dışarıdan pek fazla farkedilemeyebiliyorlar. Onları göremeyip de içeri dalan "beleşçiler" ise, görevlinin saklandığı yerden çıkmasıyla birlikte avlanmış oluyor.

Kaplanlar ve Harlem... Stockholm'e kazandırdığım, şimdilik, iki sosyolojik-psikolojik kavram... :) Artık başım göğe ermek üzere!

Selamlar...